29/1/2008

sensizlik okulu...

Girmek için ne sınav gerekli, ne lise diploması, ne de ikamet belgesi. Tek bir şatı var bu fakültenin SENsizliğin ertesi. Gittiği an başlıyor ve nefes aldığın sürece devam ediyor. İlk günleri çok zordur. Hani hiç ingilizce bilmiyorsundur da tüm dersler ingilizcedir ya öyle bir şey işte.
Bu fakülteye girene çok rastladım da mezun olana hiç rastlamadım daha, yaşamım boyunca. Dünyanın en büyük yüz ölçümüne sahip, en büyük fakültesi.
Adresi belli değil. Belki de evrenin her yeri.
Derslere devam mecburiyetin yok ama mecbur kalırsın tüm dersleri görmeye.Bir kaç ders sonra seçmeli ders diye seçmeli aşkları seçersin.
En zor ders ilk girdiğindedir. Üstelik de gece dersi. "İLK SENSİZ GECELER" yani.
Uyuyamazsın, uyuduğunda ansızın uyanıp sabahı sabah edersin, yarın asılacağını bilen bir mahkum misali.
Ve ilk öğrendiğin en uzun gecenin 21 aralık değil, 21 SENsiz gece olduğudur.
Duşta,yemekte, otobüste, yolda, evde, işte, cafede, kalabalıkta yalnız kaldığında, uyurken, içerken, ibadet ederken her saniye devam eder dersler. Ve bir kez kayıt olmuşsundur, ne kaydını dondurabilirsin nede bırakıp gidebilirsin.
Kaçmayı denersin bir süre. Belki kısa bir tatile, belki hiç bilmediğin bir şehre, belkide bildiğin bir şehrin en ücra köşesinde bir yere hapsedersin kendini. Başaramazsın. Rektör de profesör de öğrenci de sensin.
- Yoklama yaparsın bazen.
- YALNIZLIK!!!
- Burada hocam.
- Aferin, bak en azimli sen çıktın. İlk andan beri devamsızlığın hiç olmadı.
Zamanla azalır, hafifler acılar.
Her gece "UNUTTUM" diye bağırırsın öfkeyle karışık.
"YETER ULAN" diye yankılanır sesin sessizlikte.
Bazen günlerce hiç aklına gelmez. Tam tamam mezun oldum dersin, bir şiir, bir şarkı, bir roman, bir mekan hatırlatır seni, anlarsın devam ediyor dersler, yer SENsizlik FAKÜLTESİ...
Düşünürsün zamanla bilinçlendikçe. İlk bir kaç ay ümidin vardır. Arayacak diye. Telefon çalar.
Buyrun sensizlik fakültesi diye açmak istersin sessizce.
Ama arayan hep sensizliktir. Dönecek dersin gelecek ve vereceğim bitirme tezimi mezun olacağım bir gün ve bu hayallerle ana dersleri görmeye başlarsın.
1-gurur
2-dönse bile eskisi gibi olur muyuz
3-intikam
4-neden girdim bu fakülteye !!!!!!!
dersler uzar geceler daha da uzar. Anlamaya çalıştıkların anlamlandırmaya çalıştıkların unuttum sanıp ertelediğin gerçekler, anlamsız gerekçeler, uykusuz geceler...
Bir gece bir bakmışsın her gece derslerde bir ben, bir ben ve bir ben daha.
Tartışmaların başlar, bir kızarsın bir gülersin, bir ağlarsın karşılıklı.
Bilirsin yalnız olduğunu yine de daha bir koyulaşır sohbetleriniz.
Ve nihayet ilk sınavın.
BİR ŞİZOFREN OLARAK YAŞAMAYI NASIL ÖĞRENEBİLİRSİN
Öyle ya bir ben, yalnız kalabalıklarda.
Öyle bir ben sendeki beni kurtarmaya çabalamakta.
Bir ben sen sandığı vücutlarda.
Dedim ya mezun olanı görmedim, zaten mezun olunacak bir fakültede değil.
Tek bildiğim bu okulun öğrencisinin çok olduğu. Sakın bu fakülteyi merak etmeyin, bir gün olurda girerseniz çekip gitmeyi de boşuna denemeyin....
 

Sevgim Büyüdükçe,
Ben Küçüldüm ÇocukOldum. . .
Sense gidişinle içimdeki çocugu AGLATTIN
"Sana Olan Aşkım Şahit"
EZBERİMSİN.
€sm€r!m s€n! s€v!yoRumm..

28/1/2008

Aşk kanıyorum bu sehirde..

Eklesene

 

Aşk Kanıyorum Bu Şehirde

kulvarsız atlar şahlanır
alacasına rengini
sürdüğüm gecelerde
o geceler ki
yedi şafak biat eder
kuşlar havalanır içimde de
sürülerine ulaşamazlar
alaca kuşu öter zamansız
ten toprağa kavuşmak ister


aysızdı geceler
ve düşler hep çıplaktı
anladım ki saf olan sadece renklerdi

27/1/2008

içimdeki boşluk

İçimde koskoca bi çark var sanki… Tam Göğsümde… bazen hızlanan, bazen yawaşlayan hiçç ama hiçç durmayan…

Canım yanıyor o döndükçe.. Sanki çewresindeki her şeyi koparıp götürüyor…

Beni, içimi parçalıyor… Nedenini bilemediğim bir şekilde parça parça içime yayılıyorum…

Ü$üyorum… İçimde bir uçurum war sanki. Sonunu göremediğim…

Sanki her şeyin saçmalığını almışım içime, sanki dünyadaki herşeyin en uç noktası gelip sığmış taa içime… Bana yer kalmamış…

Çıkmak istiyorum… Her şey bitsin istiyorum… Ne warsa olan…

En çokta neyi istiyorum biliyomusun… Öyle bir şey yazmalıyımki, öyle bir şekilde anlatmalıyımki yaşadıklarımı kağıda döküldüğünde teker teker bitsinler…

Teker teker yok olup huzurumu getirsinler…

O kaybettiğim huzurumu geri istiyorum…

Ama olmuyoo işte Yazamıyorum… Her yazının sonunda koskoca bir boşluk görüyorum kağıtta…

Bütün yazılarım siliniyor… İçindeki herşeyy yine gelip içime yerleşiyor… Çarkım dönmeye başlıyor… Uçurumum derinleşiyor…

Biliyomusun, ağlayasım varr… Ama onu bile yapamıyorum…

herşeye rağmen SENİ ÇOK SEWİYORUM…!